top of page

Yükselen Risk (Emerging Risk) Nedir - Şirketler İçin Rehber

Yazarın fotoğrafı: Loba Partners
Loba Partners
2 gün önce
5 dakikada okunur

Küresel ticaretin yaygınlaşması, teknolojik yenilikler, regülasyonların artan karmaşıklığı ve toplumsal beklentilerdeki hızlı değişimler, şirketlerin faaliyetlerini planlarken, yalnızca bugünkü koşulları değil, gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri de dikkate almasını gerektirmektedir. Bu ortamda, şirketler mevcut riskleri yönetmekle birlikte; henüz tam olarak ortaya çıkmamış veya alışılmışın dışında gelişen risklere karşı da hazırlıklı olmalılar.


Yükselen risk (ortaya çıkan risk, ing. emerging risk) olarak adlandırılan bu riskler, henüz tam olarak olgunlaşmamış, etkileri ve olasılıkları belirsiz; genellikle teknolojik, çevresel, toplumsal veya jeopolitik değişimlerle birlikte şekillenen ve işletmeler içim yıkıcı olabilecek risklerdir.

Örneğin; yapay zekanın kötüye kullanımı (deepfake’lerin dolandırıcılıkta kullanılması, etik dışı algoritma kararları), siber güvenlik tehditleri (kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemlerini kırma potansiyeli), dijital gözetim (IoT cihazlarının kişisel verilere ve kameralara izinsiz erişimi), iklim göçleri, pandemi, politik göçler, yeşil dönüşümde “geçiş riski” (fosil yakıtlardan çıkış sürecinde enerji maliyetlerinde artış), kurumsal itibara yönelik otonom sosyal medya krizleri, iklim değişikliği ile sel ve yangınlarda artış, doğal kaynakların tükenmesi veya azalması ve daha nicesi...

Olgun risk kültürüne sahip şirketler, bu riskleri kurumsal risk yönetiminin bir parçası olarak sürekli takip etmektedir.


1- Yeni Risk ve Yükselen Risk Farkı

Yükselen riskleri mevcut risklerden ayırmak için, yeni risk ile yükselen risk kavramlarının net bir şekilde birbirinden ayırması gerekmektedir. Uygulamada çoğu zaman yeni riskler ile yükselen riskler birbirine karıştırılmakta, iki risk türünün yönetim prensiplerinin birbirinden farklı olması nedeniyle, potansiyeli yüksek riskler doğru bir şekilde derecelendirilememektedir.


Yeni risk (new risk), şirketlerin stratejisinde, operasyonlarında, teknoloji altyapısında, regülasyonlarında veya dış çevresinde meydana gelen değişiklikler nedeniyle ilk kez maruz kaldığı veya önceden mevcut olmayan risklerdir. Örneğin, insan kaynakları yapısının yeniden düzenlenmesi, sistemlerde veya süreçlerde değişiklik, yeni bir teknoloji entegrasyonu, operasyonların yeni bir lokasyona taşınması, yeni pazarlara girilmesi veya  yeni ürünlerin piyasaya sürülmesi. Bu riskler genellikle şirketlerin kendi aksiyonları sonucu ortaya çıkarlar.


Yükselen risk (emerging risk) ise genellikle daha önce yaşanmamış veya alışılmamış dış koşullarda meydana gelen değişimlerdir. Şirket istesin ya da istemesin, bu risklere belirsiz bir etkide ve zamanı net olarak belirlenemeyecek şekilde maruz kalır.  Genellikle etkileri daha yıkıcıdır. Bu nedenle, yeni riskler geleneksel risk yönetimi teknikleriyle (riskin tanımlanması, analiz edilmesi, risk yanıtlarının belirlenmesi vb.) yönetilebilirken, yükselen risklerin bu şekilde yönetilmesi çoğu zaman mümkün değildir.


2- Yükselen Risklere Hazırlık

Yükselen riskleri belirlemek, şirketler için belirsizlik içinde anlam bulma çabasıdır.

Yükselen riskleri, diğer tanımlı risklerle birlikte aynı kategoride listelemek yerine, ayrı bir risk kategorisi veya risk sınıfı olarak ele almak gerekir. Çünkü, yükselen risklerdeki belirsizlik nedeniyle bu risklerin etkisinin ve olasılığının belirlenmesi oldukça görecelidir. Bununla birlikte, diğer risklerle birlikte değerlendirilmeleri durumunda ısı haritalarında potansiyel etkileri nedeniyle öncelikli bir konumda yer alacaklardır.

Bunun yerine, yükselen riskler hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi toplamak, risklerdeki gelişmeleri yakından takip etmek ve senaryo analizleri daha faydalı bir yöntem olacaktır.

Yükselen riskin net olarak belirlenememesi veya takip edilememesi durumunda, şirketlerin uyguladığı diğer yaklaşım, yükselen riskleri azaltmak veya onlardan yararlanmak amacıyla mevcut önlemleri güçlendirmektir. İş sürekliliği yönetimi sistemi kurulması, risk yönetimi ve kriz yönetimi süreçlerinin güçlendirilmesi bu yöntemlerden bazılarıdır.


📌Risk yönetimi süreçlerinize ilişkin profesyonel bir hizmet almak isterseniz, Loba Partners Yeminli Mali Müşavirlik gibi uluslararası sertifikalı uzman bir ekipten destek alarak kısa sürede kendi risk yönetimi sisteminizi kurabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için iletişim kanalları üzerinden bizlere ulaşabilirsiniz.


3- Yükselen Riskler Nasıl Belirlenir?

3.1. Çevresel Tarama (Environmental Scanning)

Şirketler, faaliyetlerini etkileyebilecek politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, çevresel ve yasal (PESTEL olarak adlandırılır) gelişmeleri takip ederek, potansiyel riskleri düzenli aralıklarla değerlendirmelidir. Çevresel tarama süreci iki temel yaklaşımla yürütülebilir:

  • Makro eğilimlerin izlenmesi: Jeopolitik gelişmeler, iklim değişikliği, yapay zekâ ve dijital dönüşüm gibi konular gelecekteki risklerin kaynağı olabilir.

  • Ufuk taraması (horizon scanning): Zayıf sinyallerin yakalanmasını amaçlar. Henüz görünür olmayan veya düşük olasılıklı olayların işaretleri erken fark edilebilir. Bu sinyaller medya, akademik yayınlar, sektörel raporlar veya regülasyon değişiklikleri gibi kaynaklardan gelebilir.

3.2. Veriye Dayalı Analiz ve Modelleme

Yükselen risklerin önemli bir kısmı geçmiş verilerle tam olarak tanımlanamamaktadır. Bu nedenle istatistiksel ve analitik yaklaşımlar kullanılarak geleceğe dönük senaryolar oluşturulmalıdır.

  • Trend analizi: Uzun vadeli eğilimlerin (örneğin yapay zeka, iklim değişikliği) gelecekte şirket üzerindeki potansiyel etkileri modellenir.

  • Regresyon ve korelasyon analizleri: Risk faktörleri arasındaki ilişkileri belirleyerek hangi riskin hangi riski tetikleyebileceği belirlenir.

  • Yapay zekâ destekli analizler: Günümüzde giderek kullanımı yaygınlaşmaktadır. Büyük veri kümelerinde kalıpları veya olağandışı davranışları tespit etmek amacıyla kullanılır.

  • Senaryo modelleme: Veriye dayalı analizler sonucu belirlenen risklere ilişkin senaryolar oluşturulur. Modelleme ile gelecekteki her değişiklik için organizasyonun nasıl etkileneceği belirlenmeye çalışılır.

  • Stres testleri: Senaryolar sonucunda ortaya çıkabilecek riskin, şirket için finansal, operasyonel ve itibari etkisi değerlendirilir. Bu testler, şirketin risklere dayanıklılığını (resilience) ölçmek için kullanılır.

  • Anahtar risk göstergeleri (KRI): Belirli metrikler veya göstergeler (örneğin, 2026 yılında yapılan siber saldırı denemesi sayısı) takip edilerek riskin somutlaşma süreci izlenir.

3.3. Bilgi Toplama ve Uzman Görüşleri

Yükselen riskler belirlenirken, yukarıda ayrıntılarına yer verilen yöntemlerle elde edilen çıktıların makro bakış açısıyla yorumlanmasına ve değerlendirilmesine ihtiyaç duyulur.

  • Çalıştaylar: İç denetçiler, strateji uzmanları, teknoloji liderleri ve dış danışmanların katılımıyla çalıştaylar ile geleceğe yönelik değerlendirmeler yapılabilir. Yükselen risklerin olasılık ve etkilerini değerlendirmek için birden fazla uzmanın anonim katılım sağladığı delphi yöntemi (delphi method) tercih edilebilir.

  • Paydaş görüşleri: Müşteriler, tedarikçiler ve yatırımcılar gibi dış paydaşlardan alınan içgörüler, yaklaşan risklere dair erken uyarı sinyalleri sunabilir.

  • Sektörel iş birlikleri ve benchmark: Sektördeki şirketler arasında bilgi paylaşımı yapılması ile risklere ilişkin güncel bilgiler toplanır. Özellikle regülasyonların ve yeni teknolojilerin hızla geliştiştiği sektörlerde fayda sağlar.

Tekrarlamak gerekirse, yükselen riskleri belirlemek, belirsizlik içinde anlam bulma çabasıdır. Yukarıda üç temel kategoride belirtilen risk belirleme ve takip yöntemlerinin hiçbiri tek başına yeterli değildir. Anlamlı ve etkili bir sonuç elde edilebilmesi için, belirtilen yöntemlerin tümü birbirine entegre edilmeli ve sonuçlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir.


4- Yükselen Riskleri Belirlerken Karşılaşılan Zorluklar

Yükselen risklerin belirlenmesi, şirketler için hem stratejik hem de kültürel açıdan zorlu bir süreçtir. Bu risklerin en belirgin özelliği, henüz tam olarak şekillenmemiş olmalarıdır. Özellikle riskin ilk sinyallerinde belirsizlik daha yoğundur. Risklere ilişkin veriler sınırlıdır, riskin etkisi ve olasılığı öngörülemezdir ve çoğu zaman bu riskler fark edilmeden sessizce gelişir.

Yükselen risklerin belirlenmesinde yaşanan zorluklar:

  • Birçok şirketin risk metodolojileri geçmiş verilere dayalı modeller üzerine kuruludur. Kurumsal risk yönetim sistemleri geçmiş verileri hedef alırken, yükselen riskler geleceğe dair sinyaller üzerinden değerlendirilir.

  • Birçok şirkette risk yönetimi silo mantığıyla işler, risklere ilişkin bilgi akışı departmanlar arasında sınırlıdır. Oysa, yükselen riskler genellikle birden fazla departmanı veya süreci aynı anda etkiler (örneğin hem finansal hem itibar hem operasyonel sonuçlar doğurabilir). Bu nedenle, şirket içerisinde yatay iletişim eksikliği erken uyarı sistemlerinin etkisini ciddi biçimde azaltabilir.

  • Yüksek belirsizlik, stratejik planlama ve kaynak tahsisi kararlarını zorlaştırır. Yükselen riskin belirlenmesinden sonra riskten sorumlu kişilerin atanmaması, zayıf sinyallerin erken aşamada anlaşılmasını mümkün kılmaz. “Bu risk kimin sorumluluğunda?” sorusunun net yanıtının bulunmaması, proaktif yaklaşımı ve erken karar almayı engelleyecektir.

Yükselen risklerin doğru şekilde belirlenebilmesi; yalnızca teknik analizlerle ve prosedürlerle değil, şirket içerisinde güçlü bir risk kültürü, çalışanlar arasında etkin bir risk farkındalığı ve üst yönetim desteği ile mümkündür.


5- Sonuç: Yükselen Risk Fırsata Dönüştürülebilir Mi?

Yükselen riskler, ilk bakışta yüksek bir belirsizlik ve şirketler için tehdit olarak algılansa da, doğru yönetildiklerinde yenilik, dönüşüm ve rekabet avantajı haline gelebilir. Aslında her yükselen risk, doğası gereği aynı zamanda değişen dünyaya uyum sağlama fırsatıdır. .

Şirketlerin bu fırsatları yakalayabilmesi için reaktif değil, proaktif bir risk yaklaşıma sahip olması gerekmektedir. Örneğin iklim değişikliği, birçok sektörde geleceğe yönetlik faaliyet risklerini artırırken, sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapan şirketler için yeni pazarlar yaratmıştır. Benzer şekilde, yapay zekâ kaynaklı etik riskleri, güvenilir algoritmalar geliştiren şirketler için önemli bir itibar fırsatı sunmaktadır. Yükselen tehditleri fırsata dönüştürmek amacıyla şirketiniz için profesyonel bir risk analizi çalışması başlatmak isterseniz; Loba Partners Yeminli Mali Müşavirlik uluslararası sertifikalı sektör profesyonelleriyle A’dan Z’ye risk yönetimi hizmetleri sağlamaktadır.

Belirsizliği yalnızca kontrol edilmesi gereken bir unsur olarak görmek yerine, belirsizlikten öğrenen ve stratejisini buna göre şekillendiren şirketler, sektörel hamleler ile bir adım öne geçmektedir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page